Adana-Mersin arasında uzanan Kilikya keşfimizde bir çok tarihi antik kenti yeniden tanıma fırsatı buldum. Bunlardan birisi ise Silifke-Mersin karayolu üzerinde Mersin’e 52 km. uzaklıkta bulunan  Elaiussa Sebaste antik kenti  oldu. Kumkuyu Belediyesi, Ayaş (Merdivenlikuyu) da yer alıyor. Strabon’a göre, bu şehrin bir bölümü kara parçasında bir bölümü de karşı taraftaki adanın üzerinde yer alıyor. Dünya tarihinde önemli yere sahip olan Elaiussa Sebaste antik kentine karşı ilgisizliğimize üzüldüm. MÖ 2.yüzyılın “mutluluk şehri” ihmale uğramış ve günümüzün hüzün şehri olmuş. Aslında iyi bir restorasyonla Türkiye’nin yeni Eİfes’i olmaması için hiçbir sebep yok. Çünkü Kız Kalesi’ne kadar uzanan bir medeniyetin izleri burada hala duruyor.
Bu antik kent Elaiussa ve Sebasta kentlerinin birleşmesi ile meydana gelmiştir. Tepeye yayılmış halde bulunan şehre ait lahitler ise sit alanine yayılan köylülerin evlerine malzeme olmuş. Kimisi evine destek yapmış kimi duvar misi ise hayvanlar için yalak yapmış. Bölgeyi gezerken bir köylü kadın tarihi şehir ve lahitlerden şikayet etti: “Bu gavur mezarları yüzünden burada oğluma bir ev yapamıyoum” diye yakındı.
Devletin öncelikle antic kentin içindeki yeleşimi engellemek zorunda . Böylesine kıymetli antik kenti koruyarak gerçek değerine kavuyşturması gerektiğini gördüm. Hele hamamın mozayikleri ise hava şartlarına açık halde her gün biraz daha yıpanıyor. Korumak için en küçük bir önlem alınmamış.

Gelelim Elaiussa Sebaste adlı bu antik şehrin tarihine…
Elaiussa daha eskidir. MÖ 41 yılında Antious tarafından Kapadokya Kralı olarak atanan ve MÖ 20 yılında Elaiussa’nın çevresinde bulunan dağlık Kilikya’yı Augustus’tan almış olan kara parçası haline gelince kent eski önemini yitirmiştir.
Eski adının tepesi ile batı yamacı ve adanın birleştiği kara parçası kumla kaplıdır. Kumların altında Kral Archelaos’tan önceki zamanlara ait çeşitli tarihi eserler bulunmaktadır.

Bunlar iyi korunmuş 5 nefli Bazilika, tiyatronun caveası (Theatron oyuğu), su kemerleri, kilise kalıntıları, zeytinyağı ve su sarnıçları, iki mermer sütunlu saray saray kapısı, bu kapının 50 m. kuzeyinde çeşitli hayvan resimlerini içeren döşeme mozaikli Jüpiter tapınağıdır. Jüpiter tapınağı 612 sütunlu bir Roma mabedi olup, erken Hıristyanlık döneminde (5. Yüzyıl) kiliseye çevrilmiştir.

Şehrin mezarlığı (Nekropal), doğu ve kuzeydedir. Burada antik bir yolun iki yanında taş lahit ve mezarlar vardır. Bir lahit’in üzerindeki yazıt şöyledir: “Hijinos’nun oğlu Plütinos, sağlığında Sebaste mezarlığında kızı için bir lahit yaptırdı. Öldükten sonra oraya yalnız kızı gömülecektir. Eğer başka biri gömülürse bu kişinin ailesi Maliyeye 600, belediyeye 300 dinar ödeyecektir.” İki katlı bir anıt mezarın cephesindeki kabartmada ortada kanatlarını açmış bir kartal, ayaklarının altında bir yılan, kartalın sağ ve solunda zincirle bağlanmış birer çocuk ve çocukları birer kolları zincirlidir. Aynı zincir üzerinde birbirine bakan iki aslan vardır. Bu yapıtların hepsi Roma devrine aittir.

Elaiussa Sebaste oldukça özel ve tüm Roma imparatorluğundaki en özerk kentti Nitekim kendi parasını bastırmasının yanı sıra kendi dili olan etruiscan’cayı da konuşabiliyordu ve resmi yazışmalarını bu dille yapıyorlardı. Bu dil İtalyadaki Etrüsklerin konuştukları dildi.
Ayrıca kentin bugün sadece % 7 lik kısmı gün yüzünde yada çıkarılmış geriye kalan % 93 lük kısım hala toprak altında ayrıca kent Ms. 100 lü yıllarda Tarsustan sonra dünyanın en büyük kenti olma özelliği taşıyormuş 400 binlik Tarsus nüfusuna karşı kentte 200 bin insan yaşamaktaymış bunlardan bazıları Cicero ve ilahi erkek güzelliğini tasvir eden Ganimedes’miş

Ayaş Mahallesi’ndeki Elaiussa Sebaste Antik Kenti’nde kazı çalışmaları, İtalya’nın RomaLe Sapienza Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Annalisa Polosa başkanlığında devam ediyor. 21 yıldır aralıksız devam eden kazılarda bugüne kadar birçok eser gün yüzüne çıkartılırken, antik kentin çevre düzenlemesi de devam ediyor. Kazılar sırasında belirlenen ve Kızkalesi Mahallesi’ne kadar uzanan 4.5 kilometrelik Kral Yolu için de çalışmalar başlatıldı.
Mersin’e 55 k. uzaklıkta, Erdemli – Silifke karayolu üzerindedir. Kent önce ada üzerinde kurulmuş, daha sonra Roma ve Bizans döneminde bugünkü Ayaş köyünün bulunduğu yerde gelişmiştir. Başlıca kalıntıları tiyatro, tapınak, liman kompleksi, su deposu ve su kemeri, hamamlar, lahitler, anıt mezarlar ile Bizans döneminden kalma bazilikalardır.
Kapadokya Kralı Arkeolos’un sarayının ada üzerinde olduğu söylenir. Ada ile kara arasında deniz, zamanla dolarak bugünkü duruma gelmiştir.

Mersin Kızkalesi ziyaretini yapanlan bu antic şehri gezmeliler.

Kaydet

Kaydet

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: