Yunanistan’ın ünlü romantik adalarından Santorini’ye gemimiz bir türlü yanaşamadı. Gemi açıkta demirleyince herkese can yelekleri giydirildi. bBizleri tahlisiye sandal deilecek botlara alıp sahile taşıdılar.

Sahile çıktığımzda ise bizleri sürpriz bekliyordu. Tepeye tırmanmak gerekiyordu. Ortasından deprem sonucu ayrılan adanın zirvesine çıkmk gerekiyordu. Önümüze üç tercih koydular.
Eşek mi, katır mı yoksa asasör mü?

Eşek mi, katır mı yoksa asansör mü?

Efelik yaptım. Demez olaydım. Yaya olarak yukarı çıktığımda dilim bir karış dıyarda ve terden sırılsıklamdım. Kendimi kilise meydanına attığımda herkes bana gülüyordu.
O yılan gibi kıvrılan ve evlerin arasında uzanan merdivenler git git bitmiyordu.
“Kırk katır mı kık satır mı?” sözü kulağımdan çıkmıyordu. Kırk satıra razıydım.
Aşağıdan öyle mavi damlı beyaz boyalı ve pencerelerinden çiçekler sarkan güzel görünen evleri yakından görmek istemiştim. Eşek veya katır sırtında görseydim keşke… Yukarıda epey dinlenip nefes aldıktan sonra kendimi bir kafeye attım ve manzaranın keyfini çıkardım. Bir daha bu merdivenleri çıkmaya tövbe ettim.

Save

Save

Save

Save

Save

Save

Save

Save

Save

626 total views, 0 views today

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: