İstanbul 1453’te fethedildiğinde yüzlerce Bizans mabedi camiye dönüştürülürken, bu yapı kesintisiz olarak Rum Ortodoks cemaatinin elinde kalmayı başaran ve çanları 600 yıla yakındır hiç susmayan TEK Bizans kilisesidir.
İstanbul’un dar, dik ve tarih kokan sokaklarında yürürken, Balat ile Fener’in kesişiminde aniden yüksek duvarların arkasından yükselen kiremit kırmızısı bir siluetle karşılaşırsınız. Burası halk arasında “Kanlı Kilise”, tarihteki adıyla Panagia Muhliotissa (Moğolların Meryem’i) Kilisesi‘dir.
İstanbul 1453’te fethedildiğinde yüzlerce Bizans mabedi camiye dönüştürülürken, bu yapı kesintisiz olarak Rum Ortodoks cemaatinin elinde kalmayı başaran ve çanları 600 yıla yakındır hiç susmayan TEK Bizans kilisesidir.

1. Bozkırın Dehşetine Karşı Bir Bizans Gelini
Hikâyemiz 1260’lı yıllarda başlar. Bağdat’ı yerle bir eden ve Suriye’ye kadar Ortadoğu’yu titreten İlhanlı hükümdarı Hülagü Han, dönemin en korkulan gücüdür. Latin işgalinden henüz yeni kurtulmuş ve kırılgan olan Bizans İmparatorluğu’nun hükümdarı VIII. Mikhail Palaiologos, imparatorluğu bu devasa Moğol tehdidinden korumak için çareyi diplomatik bir evlilik ittifakında bulur.

BIZANS İMPARATORU VIII. MIHAIL PALAIOLOGOS (1261-1282)
Bizans’ın en entrikacı, hırslı ve çoğu zaman acımasız ama son derece etkili Bizans imparatorlarından biri olan VIII. Mihail Palaiologos’tan (1261-1282) bahsedelim.
VIII. Mihail, Bizans’ın en acımasız imparatorlarından biri olarak hatırlanır; aynı zamanda son derece zekiydi ve çok sayıda başarısı da vardı.
Sürgündeki Bizans İmparatorluğu’nu (İznik İmparatorluğu) yöneten Laskaris hanedanını, çocuk hükümdar IV. Ioannes Laskaris’i (1258-1261) kör ederek acımasızca devirmesine rağmen, VIII. Mihail, en önemlisi 1261’de Bizans başkenti Konstantinopolis’i Latin işgalcilerinden geri alarak Bizans İmparatorluğu’nu yeniden kurmayı başardı.
VIII. Mihail de, Bizans’ın son ve en uzun süre hüküm süren hanedanı olan Palaiologos Hanedanlığı’nı kurma başarısını elde etti; bu hanedanlık, 1261’de Konstantinopolis’in yeniden fethinden, şehrin ve Bizans İmparatorluğu’nun 1453’te Osmanlılar tarafından ele geçirilmesine kadar yaklaşık 200 yıl boyunca hüküm sürdü. Ancak Mihail’in imparatorluğunu, imparatorluk konumunu ve ailesinin konumunu kurtaran birçok başarısı, çocuk bir hükümdarın gözlerini kör etmek, cinayetler, rüşvet, isyan çıkarmak ve popüler olmayan ittifaklar kurmak gibi acımasız ve zaman zaman etik dışı eylemleri de içeriyordu.
Palaiologos arması
Bununla birlikte, Michael’ın bir nebze etik dışı olan eylemleri, özellikle de Katolik Kilisesi ile yeniden birleşme politikası, tebaası arasında popüler olmasa da, en azından kriz zamanlarında imparatorluğu kurtarmada etkili oldu; bu politika, saltanatının en önemli noktalarından biriydi ancak aynı zamanda düşüşüne de yol açacaktı.
.

İmparator, gayrimeşru kızı Maria Palaiologina’yı (Türkçe kaynaklarda Meryem) Hülagü Han’a eş olarak göndermeye karar verir. Genç prenses, 1265 yılında yanındaki muhafızlar, zengin çeyizler ve din adamlarıyla birlikte İstanbul’dan bozkırın kalbine doğru yola çıkar.


2. Kayseri Yollarında Gelen Soğuk Haber ve İkinci Kader
Prenses Maria’nın konvoyu Kayseri civarına ulaştığında beklenmedik bir haber heyeti durdurur: Hülagü Han ölmüştür! (8 Şubat 1265).
Normal şartlarda düğünün iptal olup prensesin geri dönmesi beklenirken, Moğol ve Bizans diplomasisi ittifakın bozulmasını göze alamaz. Alınan kararla Maria, Hülagü’nün yerine tahta geçen oğlu Abaka Han ile evlendirilir. Böylece genç Bizans prensesi, İlhanlıların başkentinde yaklaşık 15 yıl sürecek olan “Despina Hatun” (Kraliçe/Hanımefendi) dönemine adım atar. Hristiyan inancına sadık kalan Maria, Moğol sarayında Hristiyan tebaanın hamisi olur ve diplomatik dengeleri başarıyla yönetir.

3. Efsaneler ve Gizemler: Neden “Kanlı Kilise”?
Kilise etrafında anlatılan efsaneler ve merak edilen gizemler yapıya ayrı bir hava katmaktadır:
- Fatih Surlarında Savaşan Keşişler Efsanesi: 29 Mayıs 1453 günü İstanbul’un fethi sırasında Haliç surlarından içeri giren askerlerle Bizanslılar arasında kilisenin etrafındaki dik yokuşlarda çok şiddetli çatışmalar yaşandığı anlatılır. Çatışmalarda akan kanların kilisenin duvarlarına ve yokuştan aşağı sürüklendiği, bu sebeple halk arasında yapının adının “Kanlı Kilise” kaldığı rivayet edilir.
- Etimolojik Dönüşüm Efsanesi (“Khan-issa”): Bir diğer büyüleyici teori ise ismin kanla değil, dil dönüşümüyle ilgili olduğudur. Moğol sarayında Han eşi olduğu için Maria’ya verilen Grekçe ünvan “Hanissa” (Kraliçe/Hanım) zamanla halk dilinde “Kanisa” ve ardından “Kanlı” şekline dönüşmüştür.
- Kariye’deki Gizemli Mozaik: İstanbul Kariye Camii’ndeki ünlü Deisis mozaiğinin alt köşesinde, Pantokrator İsa’nın ayaklarına kapanmış rahibe kıyafetli bir kadın tasviri yer alır. Bu talihsiz kadın, Moğol bozkırlarından dönüp kendini Tanrı’ya adayan “Moğolların Meryem’i” Maria’dan başkası değildir!

4. Fatih Sultan Mehmet’in Dokunulmazlık Fermânı
1282 yılında eşi Abaka Han zehirlenerek öldürülünce Maria İstanbul’a döner ve Fener’deki bu manastırı inşa ettirerek kendini ibadete adar.
1453 fethinden sonra kilisenin camiye çevrilmeyip günümüze kadar korunmasının arkasında ise tarihi bir belge yatar: Fatih Sultan Mehmet’in Fermânı.
Fatih Sultan Mehmet, Fatih Camii’nin mimarı olan Atik Sinan’a (Mimar Hristodulos) hizmetlerinden ötürü bu kiliseyi bağışlamış ve mabedin sonsuza dek Rum cemaatinin mülkiyetinde kalmasını emreden bir ferman çıkarmıştır. Günümüzde kilisenin girişinde Fatih Sultan Mehmet’in bu tarihi fermanının bir kopyası cam çerçeve içinde asılı durmaktadır.


ozkanaltintasgeziyor.com Ziyaretçi Notları
- Konum: Balat sahilinden Fener’e doğru yürürken Fener Rum Lisesi’nin (Kırmızı Mektep) hemen altındaki yokuşta yer alır.
- Ziyaret İpucu: Kilise kapısı genellikle kilitlidir. Kapı zilini çalarak görevliden rica edebilir veya pazar sabahı ayin saatlerinde Fatih’in fermanını ve tarihi ikonaları yerinde görebilirsiniz.
- Fotoğraf Tavsiyesi: Dış cephesindeki kiremit kırmızısı doku ve ahşap detaylar, özellikle öğleden sonra gün ışığında harika kareler sunar.

